Çeşitli Mezun Görüşleri

İLKNUR ÜLTANIR


İstanbul

Her gün televizyonlarda, okuduğumuz kitaplarda veya çevremizde bize ilham veren birçok insanla karşılaşıyoruz. Her biri imkansızın bile içinde imkan olduğunu, Picasso’nun da dediği gibi hayal edebileceğimiz her şeyin gerçek olduğunu hatırlatıyor. Bu vizyon sizi ucu bucağı olmayan bir hayal dünyasına sürüklüyor. Siz de o insanlar gibi dünyayı etkileyen projeler yapabilmeyi veya insanların kalplerine dokunabilmeyi istiyorsunuz. Sadece hayal kurarak, düşünce ve istekle belki yıllarımızı geçiyoruz. O kadar düşünüyoruz ki bizi bu noktaya getiren şeyi unutuyoruz; Hayalini kurabildiğimiz her şeyi yapabilecek oluşumuz. Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan’da “… ve hep kendime soruyorum. Beni buraya bağlayan nedir?” diye sorar. Bence bizi buraya bağlayan şey tutkularımız. Bu yüzden isteklerimiz ve tutkularımızın peşinden gitmeye cesaret ettiğimizde gerçekten yaşıyoruz, gerçekten buradayız. Bu program daha ilk haftalarda bana bu cesareti kazandırdı. Önümde açılan yolu gördüm. Sonra bu yolda yürümem gerektiğini fark ettim. Yürümek neydi? Yürümek, emekti; çok çalışmaktı! Çok çalışmak ve asla vazgeçmemek! Bir sürü teknik donanımla yolda yürümeye başladım. Gecesinde uyumadığım bir sabahta askeri üniforma giymiş bir adamın bağırdığını ve benim o sırada sürünüyor olduğumu hatırlıyorum. Zorlandığımı itiraf etmem gerekir. Ama bu deneyim bana zorlandığımda bana yardım edecek bir takım içinde varolmayı da öğretti! Devam etmeye döndüğümde ise dünden çok daha güçlü bir İlknur yaratmıştım. Şimdi buradan baktığımda bunun olgunlaşma, büyüme sancısı olduğunu anlıyorum. Ve bu programdan sonra da artık her gün bu tatlı sancıya uyanmak istiyorum. Her sabah boş bir tuvalle güne başlıyoruz. Siz o tuvali boş bırakıp kendinizi gerçekten mutlu etmeyecek şeylerin peşinden -günü kurtarma bahanesiyle- koşabilirsiniz. Diğer insanların gittiği yere doğru, “güven” içinde… Yaşamak yerine tam anlamıyla savrularak. Ama unutmamak gerekir ki her sabah yaşamak hediyesine uyanıyorsunuz ve bunun bir sonu var. Bu hediyeyi geri itmek bir tercih olabilir. Bence insan kadar mükemmel yaradılışlı bir organizmanın, kendini gerçekleştirmediği sürece yaşamasının bir anlamı yoktur. Doğada her şey bir amaç gözetirken gündelik yaşamak çok bencilce değil mi? Kim olduğundan, yeterliliklerinden veya yetersizliklerinden bağımsız olarak bu sürecin herkes tarafından yaşanması gerektiğini düşünüyorum.

Hepimiz uçarız yeter ki uçmaya inanalım, uçmaya çalışalım.

Belki tüm kuşlar uçar.

Belki değil mutlaka...

Turgut Uyar

19 yaşında -yaşlıların deyimiyle- hayata yeni başlamış bir üniversite öğrencisine, sadece girişimcilik adına değil yaşama desturu olarak da çok şey katan, zeka ve özveri dolu bir program. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum!