Çeşitli Mezun Görüşleri

ÖZGÜL SOKULLU


İzmir

Girişim Savaşçısı Eğitimi’ne başlamadan önce,  bir sürü yeni şey öğrenip, yeni insanlarla tanışabileceğim, keyif alabileceğim bir program olduğunu düşünmüştüm. Oysa; bunlardan çok fazlasıymış. Bunu da eğitimin ilk anında anladım: Eğitim ilk gün öyle bir şeyle başladı ki benim için; o anda  eğitime ve birlikteki arkadaşlarıma  güvenip teslim olmaktan başka  bir yolunun olmadığını kavradım ve bir karar verdim: Bu eğitimde “girişim savaşçısı adayı” olarak üstüme düşen ne ise onu yapacaktım.

Artık, ortak amaçta birleşmiş 16 kişi idik. Tabii ki çok zorlandık ve bir o kadar da keyif aldık. Kendimizi değil, önce ekip arkadaşlarımızı kollamayı öğrendik, tek başımıza değil, ancak birlikte olursak gerçekten başarabileceğimizi gördük. Bu tüm dünyanın bize söylediğinin tam tersiydi. Çevremizdeki hemen her mesaj bireyselliği vurgularken, gerçek başarıların bireysel değil ancak birlikte hareket edilerek kazanılacağını anladık. Yapmamız gereken öyle şeyler vardı ki eğitimde; ancak bir arada, birlik olursak yapabiliyorduk. Ve sınırlarımız. Çoktular. Bir şey yapmak istediğimizde hemen  başarısızlık örnekleri veren, kendine inanmayı, hayat amacının peşinden gitmeyi neredeyse romantik hareketler ve hayalcilik olarak gören, konfor alanına, mutsuzluğa rağmen bir maaşın güvenliğine sığınan ve bunu öğütleyen, neredeyse makineleşmiş bir şekilde yaşayanların sınırları vardı çevremizde. Aynı toplulukta  yaşayarak bizde de varolan bu sınırları yok etmek o kadar da kolay değildi.

Şimdi, eğitim bittikten yaklaşık bir ay sonra yazıyorum bunları. Girişim Savaşçısı Eğitimi bir sürü şeyi değiştirdi bende ve  hayatımda. Öncelikle kafamdaki sınırlar bir bir kalkmaya başladı, tabii ki daha kendimle çok işim var. Ama artık sınırlarla ya da engellerle  nasıl  başa çıkabileceğimi biliyorum. Eğitimde öğretilen teknikler öyle bir işliyor ki beynimize; günlük hayatın içinde ya da iş görüşmelerinde kendiliğinden ortaya çıkıyor ve kullanıyor insan. En önemlilerinden biri de “kendimle ilişkimi” daha iyi yönetebiliyorum. Bunların yanı sıra, eticaret, dış ticaret, hukuk, ve daha bir iş kurarken aklınıza gelebilecek, size gerekebilecek bir sürü bilgiyi saymıyorum bile. Eğitimde bize söylenen bir şey vardı: “Hepiniz ayaklı birer ofis olacaksınız” . Ve evet, gerçekten de ayaklı birer ofise dönüşerek mezun olduk.

Eğitimden önce, iş kurabilmek için en  gerekli şeyin para olduğunu düşünürdüm. Öyle değilmiş, hatta yeni kurulan işin, yani yeni bir girişimin en az parayla kurulanı makbulmüş. Ve eğitimin kazandırdığı donanım inanın ki buna olanak sağlıyor. Tabii gerçekten adanmışlıkla.

Bizim Koç’un söylediği şeydir: “Bir girişimcinin en büyük sıkıntısı yalnız olması, yalnız hissetmesi” diye. İşte eğitimin yine en güzel yönlerinden biri de aynı dili konuşan, işin kurulması sürecinde ve sonraki yolculuğunuzda  size destek olabilecek insanların varlığı. Bizi anlayabilecek, yol gösterebilecek ya da yardım edebilecek; eğitim kadrosundan, mezunlardan, mentorlardan bir sürü güzel insan var. Tabii bir de GİA var,  eğitimden sonra bizi güncelleyen, yalnız bırakmayan, geleceğin çalışma şekline göre kendini şimdiden konumlayan özel birlik. Gelecek dünyanın çalışma düzenine doğru yol alan yenilikçi bir yapı.

Ve tabii ki mentorlar, kendi alanlarında önemli başarılara imza atmış, hayat tecrübesi olan insanlar. Onlardan eğitim sırasında,  hayata ve işe dair öğrenilen şeylere, tavsiyelerine dikkat etmek bile yeni kuracağımız işte başarı olasılığını yükseltiyor bana göre.

Bu anlattıklarımın eksiği yok, fazlası var. Sadece yapmak gereken tek şey; programa inanmak ve üstümüze düşeni yapmak. Bir tek şeyden çok eminim; Girişim Savaşçısı Eğitimi bir çoğumuz için hayatlarımızda eşsiz bir tecrübe olarak yerini alacak. Ve burada öğrendiklerimizi uygulamaya, hayat amacımız doğrultusunda ilerlemeye devam ettiğimiz takdirde hem bizi hem de hayatlarımız dönüştürecek.